UNESCO FELSEFE VE İNSAN HAKLARI KÜRSÜSÜ

GENEL BİLGİ

UNESCO Kürsüleri programı 1992 yılında başladı. Amacı, üniversitelerarası işbirliğini dünya düzeyinde geliştirmek, üniversiteler arasında bilgi paylaşımını ve akademik dayanışmayı teşvik etmektir.

1992’de 17 kürsüyle başlamış olan bu program, bugün 126 ülkede 664 kürsüyle devam etmektedir. Dünya’da, 8’i aktif olan 14 UNESCO Felsefe Kürsüsü var.

Türkiye’de üç UNESCO kürsüsü vardır. Biri Boğaziçi Üniversitesinde Mekatronik üzerine, ikincisi Galatasaray Üniversitesinde Bilgisayar Destekli Üretim Mühendisliği üzerine, üçüncüsü de Maltepe Üniversitesinde Felsefe ve İnsan Hakları üzerinedir.

2009 yılında kurulan UNESCO Kürsümüzün amaçları, dünya düzeyinde felsefî bilgiye dayanan insan hakları araştırmalarının yapılması, özellikle de insan haklarıyla ilgili kavramların içeriklerinin bilgisel belirlenmesi, hukukun bu temellerden hareket edilerek oluşturulması ve uygulanması ve insan hakları eğitiminin bu temel üzerinde yapılması gibi amaçlardır.

Çalışmalarımızda hareket ettiğimiz anlayış, insan haklarına ilişkin yaygın olan anlayışın –insan haklarının kişiyi devlete karşı korumak olduğu anlayışının– tersi olan bir anlayış: devlet dediğimiz insansal-hukuksal kurumun bugün varoluş nedeninin, yurttaşların insan haklarını korumak olduğu anlayışıdır. Devlet böyle anlaşıldığında, kamu görevi de insan haklarını koruma görevi olur.

Merkez ve Kürsüde düzenlenen uluslararası konferanslar şunlardır:

Evrensel Bildirgenin 60. Yılında İnsan Hakları / Human Rights 60 Years After the Universal Decleration (2008)

Hukuk Felsefesini Yeniden Düşünmek / Rethinking the Philosophy of Law (2009)

Güneydoğu Avrupa’da Kimlikler Sorunu ve İnsan Hakları / The Problem of Identities in South-Eastern Europe and Human Rights (2009)

Goldstone Raporu’ndan Sonra İsrail’de İnsan Hakları / Human Rights in Israel after the Goldstone Report ve Gazze: Unutulmuş bir Hapishane / Gaza: A forgotten Prison (2010)

Laiklik ve İnsan Hakları / Laїcité and Human Rights (2010)

Kürsümüz, geçtiğimiz Nisan ayında, Québec Üniversitesi, Paris VIII Üniversitesi, Tunus I Üniversitesi ve Seul Ulusal Üniversitesi UNESCO Kürsülerinin işbirliğiyle yeni bir uluslararası projeye başlamış bulunuyor: “Eğitimi Yeniden Düşünmek / Rethinking Education” projesine.


KÜRSÜNÜN KURULUŞU

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Organizasyonu UNESCO ile Maltepe Üniversitesi arasında 13 Mayıs 2009’da imzalanan bir anlaşmayla Maltepe Üniversitesi'nde 'UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü' kuruldu.

Anlaşmayı imzalamak için UNESCO'nun Paris'teki merkezinde bir araya gelen UNESCO Genel Sekreteri  Koïchiro Matsuura ve Maltepe Üniversitesi Rektörü Kemal Köymen, imza töreninin ardından kısa birer konuşma yaptılar. Konuşmasında, UNESCO ile Maltepe Üniversitesi arasında yapılan anlaşmayla böyle bir kürsünün kurulmuş olmasından duyduğu mutluluğu ifade eden Genel Sekreter Matsuura, Türkiye'nin 2007 yılında dünyanın en önemli felsefe konferansına ev sahipliği yapmış olduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin felsefe ve insan hakları alanlarında yapılan çalışmalara önemli katkılarda bulunan bir ülke olduğunu belirtti.

Matsuura'nın konuşmasının ardından duygularını dile getiren Rektör Köymen de Maltepe Üniversitesi'nin UNESCO tarafından Türkiye için çok önemli olan insan hakları alanında araştırma yapma ve uluslararası ölçekte bu araştırmaları genişletme anlamında yetkilendirildiğini ifade ederek şunları söyledi: "Bu kürsü felsefe ve insan hakları alanında dünyaca tanınmış Profesörümüz İoanna Kuçuradi sayesinde ve onun başkanlığında üniversitemizde kurulmuştur. Kendisi Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu’nun onursal başkanıdır. Onun katkıları ve deneyimleri ile bu kürsü umuyoruz ki Türkiye'de yeni araştırma ve çalışmaların temelini atacak”. Rektör Köymen, amaçlarının Türkiye'de kriz yaratan felsefi kavramları masaya yatırmak ve bunlarla ilgili özel çalışmalar yaparak bu kavramların altını doldurmak olduğunu kaydetti. Köymen konuşmasına şöyle devam etti: "Prof. Kuçuradi'nin başkanlığında kurulan bu kürsüden Türkiye'de sadece iki tane bulunuyor. Bunlardan biri artık bizde ve bu bizi insan hakları ve felsefe çalışmalarında imtiyazlı bir noktaya taşıyacak. Öncelikle felsefe ve insan hakları konusunda entegre bir dokümantasyon, araştırma ve eğitim sistemi kuracağız. Böyle bir sistemin Türkiye ile diğer ülkelerdeki araştırmacıları bir araya getireceğine ve daha etkin çalışmalar yapılmasını sağlayacağına inanıyorum. Başta 'laiklik' olmak üzere kriz yaratan pek çok kavram var Türkiye'de. Bu kavramlarla ilgilenmek istiyoruz. Günümüzde ifade özgürlüğü çok önemli. Anayasayı değiştirmeyi düşünüyorlar. İnsan hakları ile uyumlu bir anayasanın oluşabilmesi için  belki biz de bir takım şeyler söyleyebiliriz".

İoanna Kuçuradi de toplantıda söz alarak kürsüyü kurmadaki amaçlarının kavram ve içerik çalışmaları üzerinde yoğunlaşmak ve insan hakları alanında Türkiye'nin de katkılarını sunmak olduğunu dile getirdi. Kuçuradi, yeni araştırmalar yapmak peşinde olduklarını ifade ederken, insan hakları merkezinin kurulmasında ve yapılan çalışmalarda iki önemli ihtiyaca değinerek şunları söyledi: "Birinci ihtiyaç, kavramlarla ilgili. Felsefenin de konuyla bağlantısı tam bu noktada. Kavramlar karmakarışık; herkes istediği tarafa çekiyor. İfade özgürlüğü nedir mesela? En olmayacak şeyler ifade özgürlüğü adına yapılıyor. Laiklik kavramını insanlar istediği gibi kullanıyor ve laikliğin insan hakları ile ilgisini göremiyorlar. Artık Türkiye'de de oturmuş bir insan hakları eğitimini gerçekleştirmemiz gerekir. İşte ikinci ihtiyaç da bu".

 
İlgili Bağlantılar: